![]() |
|
TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN DEĞİŞİYOR Avrupa Birliği mevzuatı ile uyum çalışmaları çerçevesinde, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun yenileniyor. Hali hazırda AB tüketici mevzuatı ile oldukça paralel olduğu görülen 4077 sayılı Kanun'da yapılacak son değişiklikle bire bir uyum sağlanması gereken düzenlemelerden bir kısmı daha Türk Hukuku'na aktarılmış olacaktır. Ancak kanun taslağının gerekçesinde de belirtildiği üzere, tam uyumun gerçekleştirilmesi henüz ülkemiz açısından gerçekçi bulunmadığından mehaz mevzuatta yer alan bazı düzenlemeler değişiklik kapsamına alınmamıştır. Kanun ile getirilen önemli bir değişiklik, bir dizi sözleşme (kapıdan satışlar, mesafeli satışlar, ön ödemeli satışlar, taşınmazlardan kısmi süreli faydalanma sözleşmeleri) için öngörülen cayma hakkına ilişkindir. Bilindiği gibi, pazarlama tekniğinin özelliği gereği çok düşünülmeden akdedilen bu tip sözleşmeler söz konusu olduğunda, tüketicilerin bu sözleşmeyi kurmaya yönelik irade beyanlarını geri almaları “sözleşmeden cayma” olarak düzenlenmiştir. Yürürlükteki düzenlemelere göre, kapıdan satışlar ve mesafeli satışlar için sözleşmenin akdedilmesinden itibaren 7 gün olan cayma süresi, taslak kanun ile 14 güne çıkarılmaktadır. Diğer taraftan, ön ödemeli satışlar ile taşınmazlardan kısmi süreli faydalanma sözleşmeleri için de 14 günlük cayma hakkı kabul edilmiştir. Tasarıda yer alan diğer önemli bir değişiklik, ayıplı mal ve hizmetler yönünden sağlayıcı, acente, bayi ve kredi verenin tüketici karşısında müteselsil sorumluluğuna ilişkindir. Bu kişilerin sorumlulukları taslak kanunda ayrıntılı olarak düzenlenmiş ve satım zincirinde yer alan satıcılar arasındaki rücu ilişkisine de açıklık getirilmiştir. Bilindiği gibi tüketicinin, kendisine ayıplı malı satan nihai satıcıya karşı seçimlik haklarından birini kullanması halinde nihai satıcının da malı kendisine satmış olan ara satıcıya karşı haklarını kullanması bu satım sözleşmesi çerçevesinde genelde zamanaşımı süresinin geçmiş olması nedeniyle mümkün olmamaktadır. Ticari satımlarda TTK madde 25 uyarınca 6 aylık kısa bir zamanaşımı süresinin uygulanacak olması nihai satıcı açısından son derece dezavantajlı bir durum yaratmaktadır. İşte bu durumun önlenmesi amacıyla nihai satıcı ve ara satıcılar için, kendilerinden önce gelen satıcıya; (onun da sözleşmeyi mesleki veya ticari faaliyeti çerçevesinde akdetmiş olması koşuluyla) her bir satım sözleşmesi açısından ayrı ayrı hesaplanacak olan 5 yıllık bir zamanaşımı süresi içinde başvurabileceği düzenlemesi getirilmiştir. Diğer taraftan imalatçı ve ara ürünün imalatçısı için sorumluluktan kurtulma halleri düzenlenmiştir. (madde4/c) Satım sözleşmeleri ile ilgili diğer bir değişiklik ise “zorunlu garanti” uygulamasının kalkmasıdır. İmalatçı, satıcı veya üçüncü kişiler istedikleri takdirde garanti vaadinde bulunabilir, ancak buna mecbur değillerdir. Eğer bir garanti verilmesi tercih edilmişse, bunun içeriğinin nasıl olacağı da özel olarak düzenlenmiştir. Ancak garanti taahhüdü bu özellikleri taşımasa bile geçerlidir. Yani şekle aykırılık veya içerik itibariyle aykırılıklar garanti taahhüdünün butlanına sebep olmaz. Diğer taraftan Tüketicinin, satım sözleşmesinden doğan yasal haklarının saklı olduğu ve bunların garanti ile sınırlandırılmadığı garanti taahhüdünde ifade edilmek zorundadır. Tasarıda haksız fiil sorumluluğu esasına dayanan imalatçının hatalı (imalat hatası olan) bir ürün imal etmekten doğan sorumluluğu ile sözleşmeye aykırı ifadan kaynaklanan satıcının ayıplı (sözleşmeye aykırı) bir mal satmasından kaynaklanan sorumluluğu birbirinden ayrı düzenlenerek, bu konuda yaşanan kargaşanın da önüne geçilmiştir. Kapıdan satış sözleşmelerine ilişkin olarak ise, satıcıların tüketicileri belli bir yere davet etmek ve burada çeşitli satış teknikleri kullanarak sözleşme kurmaya ikna etmek suretiyle 4077 sayılı Kanunun kapıdan satış tanımının dışına çıkma eğilimlerini bertaraf etmek amacıyla davet üzerine yapılan satımlar da kapıdan sözleşme tanımına alınmıştır. Bu anlamda kapıdan satış tanımında ölçütün, tüketicinin hiçbir sözleşme ilişkisi kurmayı düşünmediği anda müteşebbisi karşısında bulması olarak Kabul edilmiş olduğu ifade edilmektedir. Diğer taraftan taslağa göre kapıdan satışlar artık yalnızca Bakanlık tarafından “Kapıdan Sözleşme Yetki Belgesi” alınması suretiyle edinilecek ve sadece sermayesi 50.000 TL’nin üzerinde olan şirketler tarafından gerçekleştirilebilecektir.
Kanun tasarısı taslağının tam metni için tıklayınız. Yeni düzenlemenin madde gerekçeleri için tıklayınız.
Önceki Konu:REKABET KURUMU STAJ PROGRAMI İÇİN BAŞVURULAR YAKLAŞIYOR Sonraki Konu:TÜRK TELEKOM A.Ş. HALKA ARZ EDİLİYOR
Yönetim Yatırım Danışmalık Ltd. Şti. Ana Sayfasına dönmek için tıklayınız. |